kolaçan etmek - çevrede olup biteni anlamak amacıyla dolaşmak, buyurgan - sürekli emir veren, emirci, şatafatlı - Görkemli, şamdan - Üzerine kandil, mum veya herhangi bir ışık kaynağı konulan yüksek tabla, mumluk, göz atmak - kısa bir süre, fazla dikkat etmeden bakıvermek, Gömülmek - Bir şeyin derinliğine inmek, apışıp kalmak - ne yapacağını bilemez duruma gelmek, yurt edinmek - bir yeri kendisine, ailesine yurt olarak kabul etmek, vatan tutmak, bakakalmak - Şaşkınlığa uğrayıp ne yapacağını bilmez durumda kalmak, ansızın - aniden, beklenmedik bir an, yarım yamalak - Kusurlu, eksik,

Līderu saraksts

Vizuālais stils

Iespējas

Pārslēgt veidni

Atjaunot automātiski saglabāto: ?