İvedi, Acele,, Kalburüstü, Önde olan, önemli, seçkin, Kanıksamak, Alışmak, Kuram, Kanıtlanmamış, teori, soyut bilgi, Mağrur, Gururlu, kibirli, Melal, Can sıkıntısı, hüzün, dert, Mistik, Aklın erişemediği şey, gizemli, Motamot çeviri, Aslına bağlı kalınarak yapılan çeviri, Muğlak, Anlaşılması güç, Müphem, Belirsiz, Müspet, Olumlu, Nükte, İnce anlamlı, düşündürücü, Payanda, Destek, Polemik, Ağız kavgası, sert tartışma, Sağduyu, Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği, Salık vermek, Öğüt vermek, Salt, Mutlak, yalnızca, Saptamak, Tespit etmek, Süreğen, Sürüp giden, Teessür, Üzüntü, Tefrika, Bölüm, Tem, Tema, Yadsımak, İnkâr etmek, Yalaz, Alev, Yetke, Otorite, Yaratı, Eser, yapıt, Tinsel, Tinsel, Özlülük, Az sözle çok anlam ifade etme, Leyl, Şeb, Gece, Doğaçlama, İrticalen, metne bağlı kalmadan içinden geldiği gibi konuşma.

etter

Ledertavle

Visuell stil

Alternativer

Bytt mal

Gjenopprett automatisk lagring: ?