أَمَامَ, önünde, kralın, imam, arkasında, büyük, gerçekten, دَعَا, yaklaştı, çağırdı, çaldı, kaldı, saldı, deldi, كَانَ النَّاسُ يَسْجُدُونَ لِلْمَلِكِ, İnsanlar kralla secde ediyordu, İnsanlar kralın arkasında secde ediyordu, İnsanlara kral secde ediyordu, Krallar insanlara secdeyi sordu, İnsanlar krala secde ediyordu, Kralın secdesini insanlar görüyordu, فِي الْمَدِينَةِ, var idi, şehirde, zalim, gerçekten, kral, büyük, مَلِكٌ, büyük, şehirde, var idi, zalim, gerçekten, kral, كَبِيرٌ, kral, şehirde, var idi, büyük, gerçekten, zalim, جِدًّا, gerçekten, zalim, var idi, şehirde, kral, büyük, النَّاسُ, secde ediyorlar, krala, insanlar, büyük, çok, var, سَمِعَ, kaçtı, baktı, doydu, duydu, aldı, vurdu, لِأَحَدٍ, birine, ahdine, kime, nerede, o ki, idi, غَضِبَ, güldü, istedi, içti, öfkelendi, taktı, kırdı, جَاءَ, geldi, gitti, çıktı, açtı, sordu, kalktı, لَا يَخَافُ, atmaz, almıyor, korkmaz, unutmaz, susmuyor, hazırlıyor, مَنْ رَبُّكَ يَا إِبْرَاهِيمُ؟, Rabbin ne dedi ey İbrahim?, Rabbin mi dedi ey İbrahim?, Rabbin kime dedi ey İbrahim?, Rabbin kim ey İbrahim?, Rabbin deme mi dedi ey İbrahim?, Rabbin mi dedin ey İbrahim?, اَلَّذِي يُحْيِي وَيُمِيتُ, O ki görür ve işitir, O ki konuşur ve sorar, O ki diriltir ve öldürür, O ki alır ve verir, O ki güldürür ve ağlatır, O ki tutar ve bırakır, دَعَا الْمَلِكُ رَجُلًا وَقَتَلَهُ, Kral bir adamı dövdü ve öldürdü, Kral bir adamı çağırdı ve öldürdü, Kral bir adamı davet etti ve öldü, Kralı bir adam davet etti ve öldürdü, Krala bir davet getirdi ve öldü, Kral bir dağa çıktı ve öldü, Ve kral, çok ahmak idi., وَكَانَ الْمَلِكُ بَلِيدًا جِدًّا, وَكَانَ الْمَلِكَ بَلِيدٌ جِدًّا, وَكَانَ الْمَلِكِ بَلِيدٍ جِدًّا, وَكَانَ الْمَلِكُ بَلِيدٌ جِدًّا, وَكَانَ الْمَلِكِ بَلِيدًا جِدًّا, وَكَانَ الْمَلِكُ بَلِيدٍ جِدًّا, Ve İbrahim, kralın anlamasını istedi., وَأَرَادَ إِبْرَاهِيمَ أَنْ يَفْهَمَ الْمَلِكُ, وَأَرَادَ إِبْرَاهِيمُ أَنْ يَفْهَمَ الْملكِ, وَأَرَادَ إِبْرَاهِيمُ أَنْ يَفْهَمَ الْمَلِكُ, وَأَرَادَ إِبْرَاهِيمَ أَنْ يَفْهَمُ الْمَلِكُ, وَأَرَادَ إِبْرَاهِيمِ أَنْ يَفْهَمْ الْمَلِكُ, وَأَرَادَ إِبْرَاهِيمُ أَنْ تَفْهَمَ الْمَلِكُ, İbrahim, krala dedi ki, قَالَ إِبْرَاهِيمُ لِلْمَلِكِ, قَالَ الْمَلِكُ لِإِبْرَاهِيمَ, قَالَ إِبْرَاهِيمُ الْمَلِكَ, ُقَالَ إِبْرَاهِيمَ الْمَلِكُ, قَالَ إِبْرَاهِيمُ مِنَ الْمَلِكِ, قَالَ إِبْرَاهِيمُ لِلْمَلِكَ, utandı, طَلَبَ, مَشْرِقِ, أتَى, خَجِلَ, سَكَتَ, قَالَ

KISASUN NEBİYYİN 10 (KRALIN ÖNÜNDE)

Skor Tablosu

Şu anda Skor Tablosu işlevselliğini geliştirmek için çalışıyoruz. Lütfen geri bildiriminizi sunarak bize yardımcı olun.

Geribildirim Yap

Görsel stil

Seçenekler

Şu anda Etkinlik Ayarlarını iyileştirmek için çalışıyoruz. Lütfen geri bildiriminizi bizimle paylaşarak yardımcı olun.

Geribildirim Yap

Şablonu değiştir

Otomatik olarak kaydedilen geri yüklensin mi: ?