presenteeism, hasta olduğu halde işte bulunma durumu, employee, çalışan, as well as, yanı sıra, hem, hem de, constant, sürekli, sabit, alert, dikkatli, uyanık, alarma geçirmek, distraction, dikkati dağıtan şey, disrupt, bozmak, aksatmak, split, bölmek, ayrılmak, letter, mektup, harf, occasionally, arasıra, zaman zaman, actually, aslında, blur, bulanıklaşmak, net olmamak, pop- up, aniden çıkan şey, görünüp kaybolan şey, particularly, özellikle, dozen, düzine, devastate, yıkmak, harap etmek, mahvetmek, bully, zorba, zorbalamak, cruel, acımasız, zalim, refuse, redetmek, courage, cesaret, non-profit, kar gütmeyen, pet peeve, en çok nefret edilen, pair, çift, eş, pile up, yığmak, biriktirmek, mess, karışıklık, dağınıklık, cliff, uçurum, rubber, lastik, silgi, tubing, boru sistemi

Leaderboard

Visual style

Options

Switch template

Continue editing: ?