diye + пряма мова, Arkadaşım, "İşte çok yoruluyorum" diye şikayet etti., Öğretmen, "Yarın sınav olacaksınız." diye bizi uyardı., Babam, "Akşam geç geleceğim." diye haber veriyor.., Çocuk, "Ben bunu yapabilirim!" diye bağırdı., Arkadaşım, "Bu filmi mutlaka izlemelisin." diye tavsiye etmiş., diye + наказовий спосіб, Herkes bilsin diye söylüyorum., Sınava hazrlayayım diye dersten sonra hemen kütüphaneye gittim., Avukatınız konuşmasın diye rüşvet verdi., Herhalde değişiklik olsun diye öyle yapıyorlardı., Arkadaşım üşümesin diye klimayı kapattım., diye + різні часи, Yarın yağmur yağacak diye şemsiyemi aldım., Bu akşam misafirler gelebilir diye evi temizledik., Sınav zor olmuş diye herkes konuşuyordu., Çocuk hasta oluyor diye annesi endişelendi., İş arkadaşım maaşı yeterli kazanmıyor diye istifa etmiş., diye + прикметник, Eşim açım diye bana iki sandviç verdi., Oksana hasta diye bugünkü toplantıya katılamamış., Keyfi yok diye partiye gitmedi., Yorgunum diye spor salonuna gitmek istemedim., Bu çanta eski diye almayı düşünmüyorum.

Leaderboard

Visual style

Options

Switch template

Continue editing: ?