do chores, ev işi yapmak, Ailecek etkinlik yapmak, temizlik yapmak, görev paylaşımı yapmak, do shopping, market alışverişi, alışveriş yapmak, indirim , ihtiyaç listesi yapmak, do the laundry, görev paylaşımı, yardım etmek , temizlik yapmak, çamaşırları yıkamak, dry / wash the dishes, bulaşıkçı olarak çalışmak, mutfağı temizlemek, bulaşıkları kurulamak / yıkamak, bulaşık makinesini doldurmak, dust the furniture, mobilyanın tozunu almak, mobilyaları silmek, masayı silmek, masanın tozunu almak, duty / task, görev, oyun, korku, savaş, encouraging, onaylamak, ısrar etmek, kabul etmek, teşvik edici, fair, güveilir, doğru, haklı, adil, feed, beslemek, büyümek, hayvan sever, akşama yemekte tavuk var, get bored, uykulu olmak, tembel olmak, sıkılmak, dişi ağrımak, grocery shopping, alışveriş , aile bütçesi, alışveriş listesi, market alışverişi, hang out the clothes, çamaşırları temizlemek, çamaşırları yıkamak, çamaşırları kurutmak, çamaşırları asmak, have a shower, köpüklenmek, sabunlanmak, temizlik yapmak, duş almak, instead of, yenisi, yerine, yorgun, kuvvetli, iron, ütülemek, ev işleri, düzenli olmak, ev aleti, janitor, temizlik görevlisi, fırça, yerleri süpürmek, temizlik yapmak, keep a diary, ders çalışmak, günlük tutmak, kitap yazmak, yazı yazmak, keep a promise, söz, iddiaya girmek, lades, sözünü tutmak, load / empty the dishwasher, bulaşıkları yıkamak, bulaşık makinesini doldurmak / boşaltmak, tabakları yerlerine yerleştirmek, ev işi yapmak, make the bed, yatağı düzeltmek, çarşaf sermek, ev işleri, yardımlaşarak yapmak, make the meal, yardımlaşmak, tarifini paylaşmak, yemek yemek, yemek yapmak, mess, dağınıklık, kirletmek, isyan , eti canga, mop, temizlemek, silmek, paspaslamak, evi temizlemek, mow the lawn, çimleri biçmek, çok yorulmak, üzeri kirlemek, çim biçme makines, necessary materials, gereksiz malzemelr, gerekli malzemeler, evi onarmak, evi boyamak, obligation, zorlamak, zorlanmak, zorunluluk, zorlanmamak, outdoor tasks, açık havada yapılan işler, açık havada bitki dikmek, açık havada çiçek dikmek, açık havada fidan dikmek, randomly, balık tutmak, olta atmak, denize açılmak, rastgele, regularly, düzenli olarak, her gün , mümkün oldukça, torunlarıyla bisiklete binmesi, responsible for, -den önce, -den sonra, -dan görevli, -den sorumlu, in charge of, soru, sorumlu, sorunlu, sorumsuz, return, şikayetçi olmak, memnun kalmamak, geri götürmek, geri getirmek, reward, ödüllendirmek, kazanmak, başarmak, yarışmak, Sacrifice Feast Eve, Kurban Bayramı namazı, Kurban Bayramı sonrası,  Kurban Bayramı arifesi, Kurban Bayramı günü, set the table, masayı kurmak, masayı toplamak, yardım etmek , yemek hazırlamak, sweep the leaves, sonbahar hazırlıkları, bahar temizliği, yerleri temizlemek, yaprakları süpürmek, take care of, azalmak, kalmak, bırakmak, bakmak, göz kulak olmak, take off, basmak, girmek, yasaklamak, çıkarmak, take out the garbage / trash, çöpleri dışarı koymak, Çöpleri poşete koymak, Çöpü tutmak, geri dönüşüm yapmak, take turns, sırayla yapmak, düzenli olarak, arkadaşça oynamak,  kimseyi üzmemek, tidy up the toys, odayı dağıtmak, sorumluluk almak, odayı toplamak, oyuncakları toplamak, tired, sıkılmış, uykulu, bıkmış, yorgun, vacuum the floor, yerleri süpürmek, yerleri temizlemek, sorumluluklar, aileye yardım, water the plants, bitkileri sulamak, bitkileri sulamamak, bahçe işleri, çiçekleri sulamak, What are your obligations?**, Sevdiklerin nelerdir?, Zorunlulukların nelerdir?, Korktukların nelerdir?, Kaçtıkların nelerdir?, It makes life easier, Hayatı kolaylaştırır., Zamanında gelin., Pek değil., Çağı yakalamak, It’s time to clean the house., Evi temizleme zamanı., Evde dinlenme zamanı, Evi toplama zamanı, Evde parti yapma zamanı, Raise your hand to speak, Dersine çalış, Kurallara uy, Sırada otur, Konuşmak için elini kaldır., Arrive on time, Zamanında gelin, Zamanında gidin, Zamanı geldi, Zamanı , Keep quiet, sessiz ol, söyleme, konuşma, tut sessiz, Don’t disturb others, terbiyesiz çocuk olma, sırada doğru otur, ayaklarını indir, başkalarını rahatsız etme, Do your best, en iyisi senin yaptığın, En iyisi senin , Yapmak senin en iyi, Elinden gelenin en iyisini yap, It’s OK for me, o tamam için bana, benim için tamam, benim içim tamam, beynimin içi tamam, At the same time, aynı zamanda, teker teker, ayrı zamanda , birer birer, It gets you ready for the real world, alır sen hazır için gerçek dünya, seni gerçek dünyaya hazırlar, seni gerçek dünyadan uzaklaştırır, sana gerçek bir dünya hazırlar, Not exactly, pek değil, henüz değil, tam değil, sorun değil, From now on, o andan itibaren, şu andan itibaren, bu andan itibaren, kitap yazan Japon , Whose responsibility is ironing?, Çamaşır yıkamak kimin görevi?, Ütü yapmak kimin görevi?, Ev işleri kimin görevi?, Temizlik yapmak kimin görevi?, How would / do you feel when ...?, … olduğunda ne hissedersin?, … olduğunda ne görürsün?, … olduğunda ne dersin?, … olduğunda ne yaparsın?, Me, too, Ben de, Bence, Benim de, Bense , It’s a brilliant idea, icat yapmak, parlak bir fikir, yenilik fikirleri , lamba çok parlak.

Leaderboard

Visual style

Options

Switch template

)
Continue editing: ?